Black Mirror 6. sezon 3. Bölüm Beyond the Sea. Yani denizin ötesinde. Aslında aynı sözcükle sesteş şekilde "SEE" yani "Görmenin Ötesinde" de denilebilir. 6. Sezon 1. Bölümle birlikte bana göre sezonun en iyi bölümüydü. Nihayet teknoloji ve gelecek ile ilgili bir distopya bölümüydü.Tabi distopyayı bilmeyen varsa ütopyanın tersi, yani ütopya ideal bir dünya kurarken, distopya da tam tersi tamamen ideal olmayan bir dünya profili çiziyor. IMDB puanı bu yazı yazıldığı tarihte ilk bölümle birlikte en yüksek puana sahip bir bölümdü: 7.5
Bu bölüm bir anlamda 4. Sezon 1. Bölüm olan USS Calister bölümle benzeşiyordu, hatta bağlantı noktaları vardı. İlerleyen kısımlarda açıklayacağım.
BU KISIMDAN SONRA BÖLÜMÜ İZLEMEYENLER İÇİN KEYİF KAÇIRAN BİLGİLER İÇEREBİLİR.
Şimdi Breaking Bad dizisi için de mi bir uyarı yazsaydık bilmiyorum ama bu kadar da olmaz tabi. Breaking Bad'deki Jesse Pinkman'imiz Aaron Paul'u başrolde görmek çok hoş bir sürpriz oldu, gerçi ön izlemelerde görmüştük ama. Ciddi bir roldeydi ve bir aile babası olmak yakışmış Jesse'mize yo! Bölümün olayı tamamen uzayda bir uzay mekiğinde görev yapan iki astronotun dünyada onların hemen hemen kanlı canlıymış gibi dijital bir kopyasının olması olayıydı. Diğer elemanın dijital versiyonuyla insanların gözü önünde, şöhretli bir hayat yaşarken, Jesse'miz Pembe Adamımız kırsal bir bölgede çiftlik hayatı yaşıyor, ikisi de aile babası, Jesse'nin bir, diğer elemanın iki çocuğu var. Jesse tamamen gelenekçi, çocuğuna terbiye vermeye çalışıyor, diğer eleman modern baba ayaklarında.
Bölümün en dramatik ve bölüme yol veren olayı gerçekleşiyor. Dünyada yakışıklı abimizin dijital replikası olan kısımda, bir çete adamın evini gece vakti basıyor ve adamın ailesini katlediyorlar ve dijital versiyonunu kullanılamaz hale getiriyorlar. Yani aslında bir nevi öldürüyorlar ama robot ölür m ya? Neyse tabi yakışıklı abimiz depresyona giriyor, uzay mekiğinde tek başına kalıyor. Jesse'miz hala mutlu huzurlu yaşıyordur. Yakışıklı abimizin bu arada resim yeteneği vardır. Ama uzak kalır bu işlerden. Jesse abimiz de adamın haline acır ve kendi kartını sokup onun ruhunu kendi bedenine yollar. Adam resmen Jesse'nin yaşadığı yere ve hayata hayran kalır. Sonra "evini beğendim, izin ver bir resmini yapam." diyerek belirli günler onun bedenine girmeye devam eder. Tabi abimiz ırz düşmanı gibi Jesse'niin karısına yürür. Jesse karısıyla birlikte olmamaktadır. Neden bilmem. Irz düşmanı abimiz Jesse'nin karısına vurulur, hatta uzay gemisinde olduğu zamanlar Jesse'nin karısının resmini çizer. Tabi yakalanınca gerçek hayatta böyle mi olur bilmiyorum ama ne kadar kızıp bağırsa da eli mahkum olduğu için sanırım aşırı tepki vermez. Bana şaşırtıcı geldi ama dediğim gibi uzay gemisinde ona ihtiyacı var sonuçta.
Bölümün sonunda olacak olan oluyor ve yakışıklı abimiz Jesse'yi gemi onarımına gönderirken, onu dünyaya gönderen akbili alıyor ve Jesse arızayı ararken yakışıklı abimiz gidip ailesini katledip geliyor, hayır anlamadığım nasıl böyle saf olabiliyorsun ama akıl tutulması işte. Bölüm böyle bitiyor. Aslında tam olarak açık açık ailesinin katledildiği gösterilmiyor ama başka ne olasılık olabilir bilmiyorum
Şimdi gelelim 4. Sezonun sevilen bölümü USS Calister ile benzerliklerine ve bağlantısına. Bir kere ikisi de bir şekilde uzay gemisinde geçiyor ve ikisinde de karakterlerin dijital versiyonları var. İki bölümde de diğer tarafa geçmek için bir yatağa yatıyorlar.
Peki "Denizin Ötesi" ismi ne alaka! O da "La Mer" isimli bir Fransızca şarkıdan alıntı. Şarkının sözlerinde "Bir kuş gibi uçup, okyanusları geçerek seni görebilsem keşke." gibi bir bölüm var. Eh bölümde de böyle bir şey oluyor işte.
Günün birinde bizim de bilincimizi aktarıp yaşayabileceğimiz bir replikamız olur mu bilinmez ama sanki bu olayın sonuçları da çok güzel olmaz gibi. İçerisinde bazı riskler barındırıyor. Bilincimiz her an tanımadığımız birine aktarılabilir.

