Yılmaz’ı Anlamak: Bir Karakterden Fazla

Mr. Erdogan
Yazar
0

 Yılmaz’ı Anlamak: Bir Karakterden Fazlası



Yılmaz’ı ilk izlediğimde gülmüştüm. Sonra sinir olmuştum. En son da şu cümle düştü aklıma:

“Ben bu adamı tanıyorum.”

Gibi dizisindeki Yılmaz, ekranda gördüğümüz bir karakterden çok daha fazlası. O, içimizde konuşup duran, susması gereken yerde daha da yükselen, “dur” denilince hızlanan o ses.

Her Şeye İtiraz Etmek Bir Kişilik midir?

Yılmaz’ın en belirgin özelliği itiraz etmek.

Ama bu itiraz, yalnızca karşı çıkmak değil. Daha çok “Bunu böyle kabul edemem” deme hâli.

En basit bir meselede bile durup düşünür, kurcalar, bozar. Bunu yaparken karşısındakini ikna etmeye çalıştığını sanır ama aslında çoğu zaman kendini ikna etmeye çalışıyordur. Çünkü bazı insanlar düşünmeden yaşayabilir; Yılmaz gibiler düşünmeden yaşayamaz.

Zeki Olmak Yetmez

Yılmaz zeki. Bunu inkâr etmek zor.

Ama zeki olmak, hayatı kolaylaştırmıyor her zaman. Hatta bazen tam tersini yapıyor.

Çünkü Yılmaz farkında. Sistemin, ilişkilerin, düzenin aksayan taraflarını görüyor. Ama gördüklerini dönüştürecek gücü yok. İşte asıl çatlak burada başlıyor. Düşünceyle eylem arasındaki o boşlukta, insan yavaş yavaş sertleşiyor.

Yılmaz’ın öfkesi biraz da buradan geliyor.

Konuşarak Ayakta Kalmak

Yılmaz çok konuşuyor.

Bazen gereksiz yere.

Bazen kimse dinlemiyorken.

Ama susmuyor. Çünkü susarsa kabullenecek. Kabullenirse yenilmiş hissedecek. Konuşmak, onun hayatta kalma biçimi. Kontrol edemediği bir dünyada, cümlelerle alan açmaya çalışıyor kendine.

Bu yüzden tartışmalar bitmiyor. Çünkü mesele hiçbir zaman konu değil.

İlkkan’a Neden Sinir Olduğunu Anlıyorum

İlkkan rahat.

Çok düşünmüyor.

Bazı şeyleri olduğu gibi kabul edebiliyor.

Yılmaz’ın ona sinir olması şaşırtıcı değil. Çünkü Yılmaz, İlkkan’ın sahip olduğu şeyi istiyor: zihinsel sessizlik. Ama ona asla ulaşamıyor. Bu yüzden küçümsüyor, iğneliyor, üstten bakıyor.

Belki de en çok kendisine kızdığı için.

Yılmaz Biziz

Yılmaz kötü biri değil.

Ama iyi biri de değil.

Haklı ama mutlu değil.

Anlıyor ama rahat değil.

Konuşuyor ama anlaşılmıyor.

Bu yüzden Yılmaz’a gülerken biraz duraksıyoruz. Çünkü güldüğümüz şeyin bir kısmı bize ait. Hepimizin içinde, bazen fazla düşünen, fazla kurcalayan, fazla ciddiye alan bir Yılmaz var.

Gibi’nin başarısı da burada zaten:

Bize bir karakter göstermiyor,

bize bir hâli hatırlatıyor.

Son Bir Cümle

Yılmaz, hayatı “olduğu gibi” yaşayamayanların karakteri.

Hayat ona hep biraz eksik, biraz yanlış, biraz “olmaması gerektiği gibi” geliyor.

Belki de bu yüzden,

onu izlerken gülüyoruz

ama kapattıktan sonra bir süre susuyoruz.

Yorum Gönder

0Yorumlar

Yorum Gönder (0)