Biontech Aşısı Olanlar Pişman mı? Bir Pandeminin Anatomisi!

Mr. Erdogan
Yazar
0

Korona Virüs hastalığı nam-ı diğer Covid-19 ya da Kovid 19 Çin'de ilk ortaya çıktığında yerde put gibi düşüp kalmış insanlar görüyorduk. Uzaktan izlerken kim Türk toplumunda çoğu insanın hayatlarını bu kadar derinden etkileyeceğini düşünebilirdi ki! 


Neler söylenmedi ki bu pandemiyle ilgili: Çin'de yarasa çorbası içiyorlarmış ondan insana geçmiş de dendi, 5G çalışmaları yüzünden olduğu da söylendi. Özellikle Bill Gates'in adı çok zikredildi, zamanında "Bir sonraki pandemiye hazır olalım bu eşi benzeri görülmemiş bir pandemi olacak, tüm dünyayı sarsacak." dediği için, çip takılacak da dendi. Bir başka yazımızda uzun uzadıya bahsedeceğimiz Great Reset yani Büyük Sıfırlama da dendi. Komplo teoristlerine gün doğru yani, ne kadar inanırsınız bilemem ama herkes farklı bir şey söylüyordu. Resmen uzman patlaması yaşandı yahu pandemide, Canan Karatay kelle paça için diyordu en son!


Tüm dünyaya yayılırken bile bize gelişi birkaç ayı buldu, bu sırada kulakları çınlasın birkaç tane uzman (!) Türklerin genlerinin çok sağlam olduğunu ileri sürüyorlardı ama aslında öyle olmadığı birkaç ay sonra anlaşıldı. Umre'den gelen hacıların etkili olduğu söylendi bir zaman. Göz göre göre ilerledi aslında süreç, ilk hasta, üç oldu 5 oldu derken artık yüz binler hasta oluyordu. Toplumda "Korona olmuş." diyorlardı, uzun CPR yani korona testi kuyrukları oluşuyordu, başlarda kimse ne yapacağını bilmiyordu. Koku kaybı, tat kaybı en büyük belirtilerdendi. Kimisinde tat ve koku duyusu uzun süreli gelmiyordu. Bir iki hafta karantina oldu, ekonomi durma noktasına geldi, kimse evinden çıkamadı belli bir süre, herkes mutfakta ekmek, poğaça yapmaya başladı. Bir kısım mutfakta becerilerini geliştirirken bir kısım insan da kendini dizi ve filme vuruyordu. İşin trajikomik yani boşanmalar büyük bir hızla artarken, nüfus artış hızı da artıyordu.


Baktılar olacak gibi değil, hafta sonları dışarı çıkma yasağı ilan edildi. Bir taraftan Sağlık Bakanlığı hasta sayısı, vaka sayısı ayrımı yapıyordu ama halkta kimsenin bir şey anladığı yoktu. Fahrettin Koca Tarkan'dan bile daha popülerdi. T+M+M diye bir slogan türetildi, Temizlik+Maske+Mesafe. Ama hangisine ne kadar uyuldu bilinmez. Milletçe doğru el yıkamayı öğrendik ama maske kullanımı fazla sallanmadı, kimi koluna taktı, kimi yerde bulup ağzına geçirdi. Belki hatırlarsınız, ısrarla tokalaşmak isteyen bir amca ve ondan kaçan bir genç vardı. Bu pandeminin en komik anlarından biriydi. Herkesin her yerde gördüğü şu kurallar:



Dezenfektan, enfekte gibi sözcükler hiç kullanılmadığı kadar kullanıldı. Kapanmadan etkilenen pek .çok sektör oldu, özellikle de restoran, kafeler, kahvehaneler... Belki hemen aklımıza gelmeyecek berberler, halı saha sahipleri... Gerçekten geçim anlamında çoğu meslek sıkıntıya düştü.

Her gün merakla bir sonraki akşam vaka sayısı, hasta sayısı ve kayıp sayısını bekliyorduk akşam haberlerinde. Sanki kayıp 1 kişi bile olsa birilerinin annesi, babası, arkadaşı, akrabası değilmiş gibi kayıp az olunca seviniyorduk. Entübe hasta, yoğun bakım... derken günler çok zor geçiyordu. Çoğumuz yakınlarımızı kaybettik.

 Hes Kodu


Hayat Eve Sığar, Evde Kal gibi sloganlar çıktı, trafik ışıklarına "Evde Kal" ev "Eve git" yazıldı. ve bunun sonucunda hala başkasının HES koduyla AVM, restoran gibi yerlere girilebilmesi mümkünken neye yaradığı çok anlaşılamıyordu. Başta bir vakadan dolayı koca koca apartmanlar karantinaya alınırken, sonradan yavaş yavaş önce sadece bir mesken karantinaya alındı sonra da karantina süresi kısaldı. 

İnsanlar farklı tokalaşma şekilleri geliştirmişti. 30 büyükşehir ve Zonguldak da dönemin dikkat çeken tabirlerindendi. Bir ara vaka sayısı çokluğundan 30 büyükşehir ve Zonguldak'ta sokağa çıkma yasağı ilan ediliyordu. Kömür madeni işçilerinin akciğerleri hassas olduğu için Korona'dan en çok etkilenen illerin başında geldiği için büyükşehirlerin yanında Zonguldak da dışarı çıkma yasağından etkileniyordu, sonra belli bir vaka sayısının altındaki şehirlerde maske zorunluluğu mu ne kalkıyordu. Derken en sonunda tüm Türkiye'de kalktı.

Bir ara bağışıklık sistemi zayıf olduğu için sadece yaşlılar ve gençlere dışarı çıkma yasağı getirilmişti. Bu noktada da Burhan Amca'yı unutmadan geçemeyiz. Zor durumdaki insanlara yardım ulaştırmak için oluşturulan yardım ekibinden kibar bir şekilde poğaça isteyen meşhur amca.

Tabi pandeminin en büyük etkisi belki de okullara yani eğitim üstünde oldu. Başta uzun bir süre tatil oldu, daha sonra online ya da çevrimiçi eğitim gündeme geldi. Öğrenciler EBA'yı hiç bu kadar etkin kullanmamıştı. Pek çok uzaktan eğitim aracı da kullanıldı ama hiçbiri ZOOM kadar tutulmadı sanırım. Tabi özellikle üniversite öğrencilerinin dersi açıp, dizi/film izlemeleri ya da oyun oynamaları da bazen videolara takıldı. Sonra hibrit sisteme geçildi, belirli günler okulda belirli günler uzaktan dersler yapıldı. 

Maske Bilmecesi

Pandemi ülkemize ilk geldiğinde, korunmanın önemli etmenlerinden biri olduğu söylenen "maske" temini sorunu yaşandı. Başta tahmin edilebileceği gibi fırsatçılar belki de 50 kuruşluk maskeyi 10 tl'ye satmaya çalışmışlardı. Devlet buna dur demek için pek de sağlıklı olmayan bir yolla maske satışını yasaklayıp maskeyi kendisi dağıtmaya karar verdi. İşte orda da bir kopukluk oldu, başta e-devlet üzerinden başvurulup PTT tarafından dağıtılan maskeler, sonradan mantıklı bir tercihle önce TC Kimlik Numarası üzerinden eczaneler tarafından dağıtılmaya başlandı. En sonunda da belki de alınabilecek en doğru kararla devlet 1 tl şeklinde bir fiyat belirledi, zaten sonradan da satışı serbest bıraktı, serbest piyasa, rekabet derken maske 1 tl'nin bile altında satılmaya başlandı sonradan, EVONY marka maskeler kulakları acıtmıyordu benim tercihim oydu ama envai çeşit marka çıktı sonradan. Meslek Liseleri maske üretimine başlamışlardı. Kimisi yıkanabilir maske kullanıyordu ama çok da etkili olmadı sanki.

Nihayet Aşı

Haberlerde hep söyleniyordu aşı çalışmalarıyla ilgili bir şeyler ve sonra iki tane aşı ön plana çıktı, halk arasında Çin Aşısı ve Alman Aşısı olarak bilinen, Sinovac ve Biontech. Aşı karşıtlarını da beraberinde getirdi tabi bu, Biontech zaten daha önceden kanser tedavilerinde kullanılan mRna adı verilen yöntemle geliştirildiği için yan etkisi çok olacağı söyleniyordu, nitekim "Kalp Krizi Salgını" şeklinde halk tarafından sosyal medyada Biontech'in kalp hastalıklarına neden olduğu yazıldı. Bilimsel çalışmalarda doğruluyordu bunu, yine de 6 ayda bir yapılması gerekiyordu. Bir nevi insanlar zorlanmaya başlandı aşı olmaya ve aşı kimliği diye bir şey ortaya çıktı. Biontech aşısı olmayanları Avrupa kabul etmiyordu. Sinovac'ı aşıdan saymıyorlardı yani, sonradan tabi bir de Turkovac çıktı ama sonrasında zaten azalarak bitti. 

Kimisi pandeminin hemen hemen bitmesinin aşı sayesinde olduğunu söylerken, kimisi de kendini enayi gibi hissettiğini belirtiyor. Siz hangi taraftasınız bilemem, aşı karşıtları "Biz demiştik." diyorlar ama aşı olmadığı için ölen kişi sayısını tam olarak hesaplayamayacağımız için onların da haklılık payı tartışılır. Benim gözlemim aşı olanlarda bir pişmanlık mevcut ama genel sağlıklarında bir sıkıntı yoksa buna da gerek yok açıkçası.Sonuçta olan oldu. Ama Allah korusun bir daha pandemi olursa, aşı olanların pek çoğu olmamayı düşündüğünü belirtiyor. bu doğru bir mantık mı bu da tartışılır.

Yorum Gönder

0Yorumlar

Yorum Gönder (0)